İthaki Philip K Dickin Karanlığı Taramak Romanını Yeniden Yayına Aldı

James Carter | Discover Headlines
0

İthaki Yayınları, Philip K. Dick Kitaplığı adı altında dört kitabı ve Bilimkurgu Klasikleri serisinin 104. kitabı olan "Yüksek Şatodaki Adam"ı yeni baskı olarak piyasaya sürdü. Bu hamle, yazarın 1977 yılında yayımlanan "Karanlığı Taramak" adlı romanının da yeniden basılmasını beraberinde getirdi.

Philip K. Dick Kitaplığı ve Yeni Baskılar

Kitaplıkta şu an itibarıyla dört eser yer alıyor: Ubik, Karanlığı Taramak, Alfa Ayının Kabileleri ve Gökteki Göz. Ayrıca "Yüksek Şatodaki Adam" da Bilimkurgu Klasikleri serisinin 104. kitabı olarak eklenmiş durumda. Bu seçim, yazarın otobiyografik öğelerle dolu eserlerini geniş bir okuyucu kitlesine ulaştırma amacını yansıtıyor.

Karanlığı Taramak Üzerine Yazarın ve Çevirmenin Görüşleri

Philip K. Dick, "Bendeniz bu romandaki karakterler arasında yokum; bu romanın ta kendisiyim ben." diyerek eserin kendisiyle bütünleştiğini vurguluyor. Yazar, kitabı şöyle tanımlıyor:

“Bu kitabı okumak kalbimi parçaladı, baskı öncesi hâline bakmak kalbimi parçaladı. Taslakları iki hafta önce bitirdim ve bitirdikten sonra iki gün boyunca ağladım. Her okuduğumda ağlıyorum. Ve bunun bir başyapıt olduğuna inanıyorum. Bunun yazacağım tek başyapıt olduğuna inanıyorum. Şimdiye kadar yazdığım tek başyapıt olduğu için değil, ileride yazacağım tek başyapıt olduğu için de, çünkü bu kitap eşsiz bir kitap.”

“(…) bu romanı yazmak beni neredeyse öldürdü, okumak da karım küçük Tessa’yı neredeyse öldürdü; çok hüzünlü bir roman ve çok iyi insanlara çok hüzünlü şeyler olur.”

Kitabın teması üzerine Dick, "Bu kitap gelecekle ilgili değil, geçmişle ilgili." şeklinde bir açıklama yapıyor ve bilimkurgu unsurlarının sınırlı olduğunu belirtiyor.

Türkçe çevirisini yapan Gökhan Sarı, orijinal metindeki argo ve yeni kelimeleri sansürlemeden aktarmış; bu yaklaşımı eleştirmenler tarafından “su götürmez” olarak nitelendiriliyor. Çevirideki bazı yerelleştirmeler ise tartışma yaratmış; örneğin "the Man" ifadesinin "Herifçioğlu" olarak çevrilmesi, orijinal bağlamdan uzaklaşması olarak ele alınmış.

Kitaptaki Bilimkurgu Unsurları ve Karakter Analizi

Romanın en dikkat çeken bilimkurgu öğesi, "perdeleme kıyafeti" (scramble suit) tanımıdır. Kitapta şöyle deniyor:

“Bilgisayar hafıza bankalarında döngüye girdikçe, akla gelebilecek her türlü göz ve saç rengini, burun şekli ve tipini, diş dizilimini, yüz kemiği yapısı konfigürasyonunu yansıtıyordu – bütün o kefensi membran bir nanosaniyede taşınan her bir fiziksel özelliği yansıtıyor ve ardından bir sonrakine geçiyordu. S. A. Powers, perdeleme kıyafeti daha etkili hâle getirmek için bilgisayarı her küme dahilindeki özelliklerin sıralamasını rasgeleleştirecek biçimde programladı. (…) Her halükârda, perdeleme kıyafeti giyen biri, geçen her saat zarfında herhangi bir kişiden ibaretti ve her kombinasyonu (bir buçuk milyon altbite kadarlık bir kombinasyon) taşıyordu. Dolayısıyla adamı – veya kadını tasvir etmeye kalkmak anlamsızdı.” (s. 26, 1. Basım, Ekim 2025, İthaki, çev. Gökhan Sarı)

Bu kıyafet, narkotik biriminde çalışan ve gizli göreve atanan emniyet mensupları için zorunlu; çünkü polis içinde bile uyuşturucu tacirleri bulunabiliyor. Başkarakter Bob Arctor, uyuşturucu bağımlıları arasında "Bob Arctor" adıyla, gizli kimliğini korumak için "Fred" adıyla perdeleme kıyafeti içinde rapor veriyor.

Bob’un çevresinde Jim, Charles, Jerry ve sevgilisi Donna gibi karakterler bulunuyor. Onların arasında geçen sohbetler bazen bisikletin kaç vitesi olduğu üzerine, bazen ise iki metre boyundaki haşhaş kalıbının Eskimo köyüne ulaşması gibi absürt konulara kayıyor. Bu diyaloglar, romanın hem komik hem de hüzünlü yanlarını aynı anda ortaya koyuyor.

Karakterlerin uyuşturucu bağımlılığı, "Ö (ölüm) maddesi"nin gölgesinde şekilleniyor; bu madde, bazen sanrılarla, bazen yoksunluk krizleriyle hayatlarını felç ediyor. Bob, arkadaşlarını seviyor, onlarla vakit geçirmeyi eğlenceli buluyor ve onları suçlu değil, kurban olarak görüyor. Bu empati, onun kimlik bunalımına yol açıyor ve hikâyenin giderek acıklı bir hâl almasına neden oluyor.

Çeviri ve Kapak Tasarımı Üzerine Değerlendirmeler

İlk Türkçe çeviriyi 1998 yılında Özlem Kurdoğlu (Altıkırkbeş) yapmış, sonraki baskılarda yayınevi değişse de kitap ismi aynı kalmış. Yeni çeviride Gökhan Sarı, Danielewski’nin "Yapraklar Evi" gibi eserleri de çevirmiş deneyimli bir çevirmen olarak görev almış.

Çevirideki bazı yerelleştirmeler eleştirilse de, özellikle "zıvana" kelimesinin kullanımı, kaynak metindeki "roach" sözcüğünün tam karşılığı olarak övgü almış. Alıntı şu şekildedir:

“’It’s Donna’s roach,’ Luckman said. ‘Give it to her.’”
“’Donna’nın zıvanasıymış o,’ dedi Luckman. ‘Ona ver.’”

Kitabın 11. bölümünde Bob’un tarayıcılar üzerine düşündüğü pasaj da dikkat çekiyor:

“‘What does a scanner see? he asked himself. I mean, really see? Into the head? Down into the heart? (…) see into me—into us—clearly or darkly? I hope it does, he thought, see clearly, because I can’t any longer these days see into myself. I see only murk. Murk outside; murk inside. I hope, for everyone’s sake, the scanners do better. Because, he thought, if the scanner sees only darkly, the way I myself do, then we are cursed, cursed again and like we have been continually, and we’ll wind up dead this way, knowing very little and getting that little fragment wrong too.”
“‘Bir tarayıcı ne görür?’ diye sordu kendi kendine. Daha doğrusu, gerçekten görebilir mi ki? Kafanın içini mesela? Ya da kalbinin derinliklerini? (…) içimi –içimizi– aydınlık mı görüyordur, yoksa karanlık mı? Umarım, diye düşündü, umarım aydınlık görüyordur, zira ben kendi içimi hiç göremiyorum artık. Gördüğüm tek şey bulanıklıktan ibaret. Dışımda da içimde de bulanıklık görüyorum. Umarım, hepimizin selameti adına, o tarayıcılar daha berrak görüyordur. Zira, diye düşündü, o tarayıcı da benim gördüğüm gibi karanlık görüyorsa, o zaman öyle bir yanmışız ki biz, nitekim sürekli yanıyoruz zaten, sınırlı bilgimizle ve o ufacık bilgi kırıntısını da yanlış belleyerek, bir bir ölüp gideceğiz bu gidişle.” (s. 198-199, çev. Gökhan Sarı)

Kapak tasarımı ve illüstrasyonu Yağız Eyiişleyen gerçekleştirmiş; görsel, ana karakterin kişilik bölünmesini, perdeleme kıyafetinin işlevini ve "taramak" sözcüğüne gönderme yapıyor. Kapakta kullanılan aydınlık renkler, kitabın karanlık içeriğiyle çelişerek dikkat çekiyor.


Yorum Gönder

0 Yorumlar
Yorum Gönder (0)
To Top